Free Blog Content

EĞİTİM ÜZERİNE

Türkiyenin 100 lerce sorunlarından birisine zülfüyare dokunulabilinir. Bu Traji komik durum maalesef bizim gibi 3. dünya ülkelerine has bir durum. Düşünsenize Avrupa ve ABD yi baz alarak birtakım şeyleri örneklediğimizde Türkiyemizin karşısına öncelikli olarak eğitimsizlik, sonra sırasıyla ilgili bakanlık, kurum ve kuruluşlara zaten bütçesi oldukça açık verdiği için eksik ve de yetersiz ödenek ve bütçeler ayırma yani fakir ve borçlu ülke olma(ki bu hale bizi kimler getirdiyi hala soramama ) vd türden sayılabilecek şeyler….

Şimdi sadece bir örnek ile Türkiyenin eğitimsizliğinin boyutunu ortaya koymak istiyorum.
Düşünsenize her yıl yaz aylarında derelerde göllerde barajlarda denizde boğulan Çocuklar Yaşlılar Gençler yüzme bilenler bilmeyenler hep ana haberlere konu olur. Mesela Adananın seyhan barajında çocuklar gölette serinlerken boğuldu vb türden her yıl kaç habere şahit olduk….!!?

Bu tür haberlere Almanyada, Fransada, İspanyada, Portekizde İtalyada pek bu kadar sık rastlamazsınız öyle değil mi ?

Nedeni ne olabilir acaba……!!?

Tabiki eğitimsizlik.. Almanyada kaldığım 1 yıllık süre bana çok şey öğretti ve güzel ülkemizin neden bu kadar saçma sapan sorunları dağ gibi büyütüğünün tiyosunu verdi.
Bir kere Almanyada çocuklar daha ilkokul çağına gelmeden özel havuzlarda yüzme konusu adı altında ; nefesini nasıl tutmaları gerektiği, ayağına kramp girdiğinde ne yapması gerektiği vb birçok ayrıntıyı özel ve profesyonel yüzme hocalarından eğitim alarak öğreniyorlar. Şimdi sorarım size bu çocuklar boğulmuyorsa bunun adına kader mi diyelim yoksa bilinçli bilgili ilim irfana değer veren bir toplum örneği mi diyelim.

Bizde ise boğulan bu bilinçsiz ve eğitimsiz yavrularımız her nedense taksiratı bu kadarmış napalım kadere karşı boynumuz kıldan ince benzerinden kabullenmelerle toplum kandırılıyor oyalanıyor çok yazıkkkkkkk hem de çok çok…..!!?

ATATÜRK'ÜN TÜRK GENCİNE OLAN GÜVENİ VE İNANCI

-Şubat 1933'te Bursa Ulucami'de toplanan 100 kadar irticacı camilerde Türkçe ezan okunmasına karşı bir ayaklanma girişiminde bulunurlar. Ayaklanma kısa sürede bastırılır. Atatürk Bursa'ya gider. Çekirge yolu üzerinde bulunan bir köşkte akşam yemeği yenildiği sırasında bir kişi Atatürk’e ayaklanmayla ilgili olarak şöyle diyecek olur: "Bursa gençliği olayı hemen bastıracaktı, fakat zabıta ve adliyeye olan güveninden ötürü..." Atatürk hemen konuşmakta olan kişinin sözünü keser ve aşağıdaki konuşmayı yapar:

 

Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.

Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, "Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir" diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, "demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek"

Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, "ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir."

İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!

Mustafa Kemal Atatürk
Bursa, 5 Şubat 1933

KELEBEK

                      KELEBEK

 

Yel estikçe uçuşan yapraklara benziyor

Durmadan yorulmadan daldan dala geziyor

Kanatları ipektir bozulur dokununca

Sanki canlı çiçektir açar bahar olunca

    *****    ***  *****

Ben onu çok severim koşup tutmak isterim

Fakat kaçar yaramaz uçmadan yaşayamaz

İlginç Fotograflar

Rauf Denktas

Adalet - Blogcu